İstanbul'un coğrafyası, su, tepeler, saatine göre değişen ışık, doğası gereği, neredeyse yapısal olarak romantik bir şehir yaratır. Soru harika bir akşam geçirip geçirmemek değil, mekana layık bir akşamı nasıl düzenleyeceğinizdir.
Romantizmin üretilmesi gereken şehirler vardır: doğru restoran, doğru şarap, doğru masa; otopark ve ofis binalarından oluşan bir silueti telafi etmek zorundadır. İstanbul bunlardan biri değildir. Burada şehir işin yarısını sizin için yapar. Alacakaranlıkta Boğaz, kararmakta olan göğe karşı eski şehrin minarelerinin silueti, Arnavutköy sahilinde yürürken suyun üzerinde yankılanan bir vapur düdüğü; bunlar bir restoranın sunabileceği şeyler değildir, ama İstanbul'daki her iyi akşam yemeğinin sahnesidir.
Bu şehirde iyi bir akşamın mimarisi doğal bir coğrafyayı izler. Akşamüstü ışığının eski bankacılık binalarının cephelerine düştüğü, Mumhane Caddesi'ndeki şarap barlarının yeni yeni dolmaya başladığı Karaköy'de başlayın. Burada bir aperitif (bir kadeh portakal şarabı, eski kaşar ve ayva ezmesi tabağı) doğru tempoyu kurar. Bu saatte Karaköy acelesizdir, sokaklar yürünebilir, öğleden akşama geçiş fark edeceğiniz kadar yavaştır.
Akşam yemeği suya yakın mahallelerin işidir. Beyoğlu'ndaki Tomtom Suites otelindeki Nicole, çatıların üstünden Boğaz'a bakan bir teras sunar; mutfak (Akdeniz duyarlılığıyla modern Türk) manzaranın oraya gitmek için tek sebep olmasına izin vermez. Boğaz'ın yukarısındaki Bebek Balıkçı, akşam sadelik istediğinde gidilecek yerdir: mükemmel ızgara balık, soğuk bir Narince, suyun üzerinde yansıyan Anadolu yakası ışıkları. Yemek iki saat sürmeli. Bu, verimlilik gecesi değil.
Daha törenli bir akşam isteyenler için Ulus parkının üstündeki Sunset Grill, şehrin büyük sahne yemek salonlarından biri olmaya devam ediyor. Teras batıya bakıyor ve rezervasyonun saatini doğru tutturursanız (yazın sekiz, kışın altı buçuk) güneş Avrupa tepelerinin ardına düşerken ve boğaz maviden bakıra, bakırdan siyaha dönerken oturuyorsunuz. Yemek uluslararası ve yetkin; ama mekân hiçbir mutfağın yapamayacağı bir şey yapıyor: hiç çabalanmamış gibi akşamı bir etkinliğe çeviriyor.
Akşam yemeğinden sonra şehir, iyi bir randevu için olmazsa olmaz olan ama çoğu şehirde karanlıktan sonra imkânsız olan o amaçsız, güzel yürüyüşleri sunar. Cihangir'in sokakları suya doğru iner; apartman pencereleri ve arada bir köşe barı sokakları aydınlatır. Beyoğlu'nun çatıları (şehrin ayaklarınızın altında serildiği Mikla'da bir kokteyl, ışıklandırılmış Boğaz köprüsü uzakta dururken Vogue'da gece geç şampanya) son perdeyi yapar. İstanbul'un en iyi çatı barları, saat ondan sonra manzaranın dekor değil atmosfer olduğunu bilir; aydınlatmayı ve müziği buna göre ayarlar.
İstanbul'u harika bir randevu gecesi şehri yapan tek bir restoran ya da manzara değil; coğrafyayla kültürün akşamları anlamlı kılmak için birlikte çalıştığı bir yerin birikmiş etkisi. Su her zaman oradadır. Ezan, zamanın akışını herhangi bir saatten daha zarif işaretler. Mahalleden mahalleye geçiş (köprüden bir taksi, sahilde bir yürüyüş, tepeye bir füniküler) akşama, tek bir restoranın ne kadar iyi olursa olsun veremeyeceği bir hareket ve anlatı duygusu katar. İstanbul'da bir randevu gecesi planlamazsınız; ona kendinizi bırakırsınız.